NE OLMADAN DA YAPABİLİRİZ?

Bu zamana kadar hep yeni şeyler yaratalım, insanların ilgisini çekelim, devrim yaratalım diye düşündük. Ama hiçbir zaman ne olmadan da yapabiliriz? diye sormadık.Yenilik denilen şey her zaman sıfırdan bir şeyler yaratmak anlamına gelmiyor, var olanı kaldırarak da yenilik yaratabiliriz. Son yılların en devrimci markalarına baktığımızda, var olan ürün veya servisin  bazı özelliklerini yürürlükten kaldırarak oldukça basit bir süreç sonunda çığır açan yeniliklere imza attıklarını görebiliriz.

Hani şu sıklıkla ziyaret ettiğimiz fast food zinciri McDonald’s ın, bu işe, çoğunluğu ızgara olan ürünleri McDonald’s Bar-B-Q adında bir restorant açarak satmaya başladığını, asıl kazancın hamburgerlerden geldiğini fark edip garsonları bertaraf ederek, bugünün fast-food zincirlerindeki ‘’self-servis’’ anlayışının temellerini attığını biliyor muydunuz?

Ya Sony Walkman’in asıl yeniliği 60’lı yıllarda, ürünlerinde vazgeçilmez bir özellik gibi algılanan ses kayıt fonksiyonundan ve hoparlörden vazgeçilerek tüketiciler yanlarında taşıyabilecekleri kasetçalarlar yapmak fikrinden yaratıldığını…

Aslında hepsi çok basit gibi görünen; fakat kendi alanlarında yeni bir devri başlatan yenilikler oldular.

Marka yaratırken bir kez daha düşünün yapmak istediğiniz yenilik gerçekten karmaşık içinden çıkılmaz bir süreci mi içermeli yoksa oldukça basit ama çığır açan bir ana fikri mi.

Reklamlar

Smart Bottle vs Büddy Cup

Heineken’in ”Ignite” kampanyası kapsamında dijital dünyayla gerçek dünyayı birleştirdiği ”Smart Bottle” projesi bir bira şişesine uygulanabilecek, bu zamana kadarki gördüğüm en yenilikçi çalışma oldu.Heineken markasının eğlenceli, genç, sosyal, özgüvenli, yenilikçi imajını tamamıyla içinde barındırması markanın tüketici tarafındaki konumlandırmasını daha da pekiştirmesini sağladı.

Bu proje için  mikro sensörler ve kablosuz ağ ile şişeler ortamdaki seslere duyarlı hale getiriliyor.Şişeler tokuşturulduğunda, müziğin ritmi değiştiğinde  sensörler devreye girerek şişenin ışık saçmasını sağlıyor. Şişe masada sabit dururken ise yine sensörler devreye giriyor ve ışık sistemi kendisini uykuya alıyor.Bu projeyle Heineken yakın gelecekte parti etkinliklerinde  sıkça adından söz ettireceğe benziyor.

Heineken dijital operasyonlar ekibinin başındaki isim Paul Smailes teknolojinin nimetlerinden faydalanarak, yeni şişeleri ile gece hayatı deneyimini yeniden tanımlamayı amaçladıklarını belirtti.

Budweiser, Heineken’in bu atılımını cevapsız bırakmadı ve ”büddy cup” adlı projeyi lanse etti. Bu projede ise bardakların içlerine yerleştiren çipler aracılığıyla Facebook’a entegre olması sağlanıyor ve bardaklar tokuşturulduğunda anında karşı tarafa arkadaşlık isteği gönderiliyor.Bu bağlamda Budweiser sosyal ve eğlenceli imajını yeniden yapılandırarak dijital dünyaya başarılı bir giriş yaptı.

Markaları başarılı projeler yaratmaya teşvik eden rekabet kavramına, olumlu anlamda bakmamızı sağlayan bu gelişmelerden sonra sıradaki hamlenin ne olacağını merak etmemek elde değil. Projelerin son tüketiciye ulaşması halinde belirlenen maliyetlerle birlikte bakalım, sektörde kimin sözü geçecek..

IKSV Film Ekimi

Akbank, ”Usual Suspect ”e gönderme yaptığı reklam filminde ben de dahil olmak üzere sinema tutkunlarının gönüllerini fethetmeyi başardı. Hedeflediği kitle açısından başarılı bir çalışma ortaya koyduğunu sosyal medyadaki yankılarından anlayabiliyoruz.Bu yıl 9.su düzenlenen MediaCat- Felis ödül töreninde de film kategorisinde, yaratıcılık bölümünde yaratıcı ajansına birincilik ödülü kazandırması bu başarıyı destekler nitelikte.Reklam fikrinin asıl çarpıcı yanı, sinema filmindeki her bir kareyi en ince ayrıntısına kadar kusursuzca işlemiş olması. —-spoiler—- Özellikle “Kayseri’de söze gittik… Kayseri’de söze… Kayseri söze…”  şüphesiz ki reklamdaki en yaratıcı replikti. —-spoiler—-